5 Aralık 2011 Pazartesi

Başlık : Peruk

     40 tane ayağı olmadığı halde nasıl bir hayvan " kırkayak " ismini alabiliyorsa, düşünme kabiliyeti olmayan hayvanların da " insan " sıfatına nail olabilmeleri aslında o  kadar da şaşırtmamalı bizleri. Günümüzde hayvanlarla insanlar, evrime taş çıkarırcasına birbirine karışmış durumdalar. Sıfatları kostüm yapıp giyen ahmaklar! Neyseciğime, ciddiyetten uzaklaşıyorum. Ve konumun akıbetini başkalaştırıyorum canlarım, öhöm.


     Biz genotipleri XX olanlar 1 ayı 3 hafta olarak yaşıyoruz maalesef. 1 haftası karın ağrılarıyla bloke olmuş durumda, sinirli bir ruh haline geçiş seansları içinde karanlıkta kaybolmakta. Öss'ye gireceğiz ulan biz, XY'ler bizden daha avantajlı oluyor bu durumda, hayaaaaağr! Kadınlarla erkekleri eşitlemek istiyorsanız onlara da eşitleyici bir etki bulun o zaman. Erkek egemen toplumda erkek regli de olmalı. Nerde kaldı güç, kuvvet? Siz bir sancılanın da o zaman görüşeceğim ben sizlerle. Yeaa.


     Bazen iç sesimle karnımdan gelen guruldamalar düet yaparcasına melodik bir uyumla mükemmel bir konser veriyorlar bana. Özel hissettiriyorlar beni, sadece bana has veriyorlar bu mükemmel ses cümbüşünü. - Karın guruldamasını bir müzik olayına çeviren şahsımı tebrik etmeli, halk arasında guruldama benim dilimde müzikalitellikkk. -


     Soğuk her yıl periyodik olarak sesimi travestileştirmese daha da sevebilirdim onu. Sesim şu an normal gibi; ama mistik güçlerimin verdiği haberlere göre ses telleri dolaylarında travestileştirici kuvvet etkisini göstermeye başlamış. Ses kalınlaşıyor, konuşma isteğini alıyor insanın elinden. Boğazda bir ağrı nüksediyor, yutkunamıyor insan. Küfür edesi geliyor, onu bile yapamıyor sonrasında.
 


     Kaç haftadır bloguma yazmıyorum, ciddi ciddi kızıyorum kendime. Tam yazacakken üşeniyorum bazen, bazen de zaman bulamıyorum. Ders çalışmaktan da vakit bulamama değil aslında, bilmiyorum neden tıklatamıyorum bu güzide klavyeye. Başlamadım da zaten hala çalışmaya, zaman daralıyor fakat ben aptal bir cesaretle güveniyorum kendime.


- Zamanın ortasında puslanmış pusulamla yolumu bulmaya çalışıyorum. Kapıları açıyorum ardına kadar fakat istediğim gibi bir yeri bir türlü bulamıyorum. Pusulanın ibresi kopmuş; fakat ben hala yönümü bulmaya çalışıyorum. Bilmiyorum, bakalım, sıçış mıdır bunun sonu yoksa bir parça tebessüm mü? - Ne kaddar da şiirselim ben, ay cinaaağm.