1 Eylül 2012 Cumartesi

Uykulu Sözcükler

     Meşrebini kalendere bulandırıp çirkin-güzel ayrımını yok sayan bir melodinin kulaklara mırıldanmasına adıyorum yazının başlangıcını. Birkaç saniyelik müzikal duruşu lütfen! İçten gelen melodinin dışarı patlamasından sonra tekrardan devam edelim yazıya. Bir kulaklarımızı açalım, kendi sesimizi farklılaştırarak hoş bir tonlamayla kafayı hafiften sallayarak, bir el hareketiyle ritme ayak uydurarak, ayakları da hopturtaktır bir şekilde hareket ettirerek, bir enerji patlamasına kendimizi bırakıp yavaşça yazıya devirelim gözlerimizi sonra. Abartma ama. Enerjini iki satırlık melodiye teslim etme tamamen, sadece bir başlangıç babında akıp gitsin vücut hücrelerinde. "To be continued...."a bağladıktan sonra enerjiyi, yazıya devam edebiliriz. "Endamı şanlı, sohbeti tatlı" bir şekkilde. Enerjileri sinerjilere doldurup kaçarak.


     Gelişine fırlattığım sözcüklerin gidişini izlerken bazen sonuçlarını kahinmişçesine algılayabildiğimden kendime "sözcüklerin büyülü dünyasında lanetli bir küheylan" lakabını takarak kahinlerin kah'ı, hasbelkaderlerin has'ı, hasların kalfası olmayı planlıyorum. Çardakta çakırları keyifleri birbirine çaktırdığım bir sırada aklımda dolanan pattttlmaya hazır bombanın çakıl taşlarına bağlı olduğunu fark ettikten sonra, içimdeki mahlukat-ı alıştırıveriş'i dışarı saldığım gibi torbalar dolusu cenneti bıraktım "Giyecek de hiçbir şey yok yahu"lu diyara. Mutluluğun resmine yakın bir tablo sunuyorduk görenlere. Ay durun bir poz vermeli hemen! - WTF? İçimdeki tikkyi salmamak gerek, soriğ gays. -


     Ermiş bir derviş gibi sermiştim kendimi serzenişlerin içine. Tek bir parçayı bıraktım içime. Dediler ki, içme. Gitme.... Meee eee. Depresif hikayelerin içindeki kuzulu şehre daldım. Nasıl inek kutsal olabiliyorsa burada da kuzular öyleydi. Zannımca zanlı konumundaydılar bazense. Bir Kavak Yelleri'ndeki Efe lehçesiyle "Kuzuuuğ" dedim ve sonrasında hayat bana beyaz, bana siyah, bana gri, bana gökkuşağı ve gökkuşağında bulunmayan renkler oldu çıktı. Hayat bana güzel, bana acı, bana tatlı, bana hoştur. Haydi koştur. Tamam, sustum.


     Ne üdüğü belirsiz sözcüklerin sürüsünün çobanıyım ben. Bir şekilde klavyeden taşıp akıyor avuçlarımdan, hissettikçe yankılanıyor dudaklarımda, dinledikçe akıp gidiyor bir kulaktan diğerine, delicesine kaçıyor barınamıyor içlerinde. Ve sonra dikkatle dinlediğinde anlıyorsun ki aslında bir yere gittikleri yok, sadece kamufle olmuşlar üzerlerine farklı anlamları geçirip de.


      Anlatıp da anlaşılmasını beklemek çok kasınç geliyor bazen. "Ben lafımı ortaya korum. Beğenen alır gider, beğenmeyen bırakır kaçar." demiş Dilber Hala devamındaki "hoşşşik"le beraber. Boğuk sesindeki tombikliğe rağmen gayet doğru bir tesbite takmış sözcükleri. "Beğenmeyen bırahır kaçar." Gözlerinin ferine kadar bizlere naklen yayın yapan gözlüklerin sahibesi dişican! KAÇAR. KAŞAR.


     Uykulu gözlerle satırları parmaklarıma aldığım şu sıralarda aptalca şeyler yazmam ya da yazmış olmam kuvvetle muhtemel. Zaten yazmadıysam önceki yazıdaki sihirli değnekler beni kahretmeye gelebilir. Allah diyen ornitorengi getirin banaaaaa, üzerime üflesin birazcık lanetimden kurtarsın beni. Bitip tükenme konusunda oldukça beceriksiz şanssızlığımla, beni mahveden sakarlığımı alıp götürse ya birileri. Hoş olabilir. Güzel olur. Çaktırma ama, mükemmel de olabilir ekşuliğ. Ekşi ekşi, burada ebrulii. - Kafiyelendiniz, tebrikler! -



 

 Mellodik duruş. Tektonik depremler. Saçmaladıkça saçmalayası gelmeler falan işte. Ayakta uyuyan sözcüklerimi akıttım klavyeden sizlere doğru. Ekranları başında beni okuyanlar varsa şunu söylemek isterim ki, yorulan gözlerinize yorgunluk şarkısı gelsin bu!

6 yorum:

  1. hiç bişey sölemeden güldürüyorsun işte ama.
    uykulu bilincin iyi akmış yine.
    sen de akıntıya kürek tutup toplamışsın bişeyler.
    ornitorenge de ihtiyacın yok gibi.
    :)
    türler arası doğru.
    :)

    YanıtlaSil
  2. Yorumunla ben de sırıttıım.
    Uykuluyken bilinç artık ne diyeceğini şaşırıyor yahu. Ama oltama bir şeyler gelmiş biraz biraz sanırım doğru. ehehe.
    Ornitorenk olmasın bana kuşum yeter aslında! ahahaha.
    Teşekkürler deepsos.

    YanıtlaSil
  3. Hayat sırıttıkça güzeeel. ehehe.

    YanıtlaSil
  4. Baslarda oyle ritim falan tutmaya bile basladim,akici makici bi tarzn var:)hos mis oh:)

    YanıtlaSil
  5. En güzeli melodiye ayak uydurmak. ehehe.
    Ohhh, teşekkürler Pollycan.

    YanıtlaSil