8 Ocak 2012 Pazar

Şirin Görünümlü Uçurumdan İbaret Gökdelenler

     Bazen aynı şeyleri düşündüğümüz halde dile dökemeyecek kadar acizleşiyor sözcükler dudaklarımızın arasında. Çok saçma değil mi? Bazen etrafımızda birileri olsa dahi kurtulamıyoruz vücudu saran o ezici yalnızlık duygusundan. Bağırmak istiyor insan; fakat ses tellerinden bir hapishane dışarı çıkmasını engelliyor, duvarlar örüyor etrafına ve içine çekiyor yavaşça.


     Tek nefeslik bir an bile öldürücü darbeye dönüşebiliyor, insanın üzerine kara bulutlarda yağmur damlalarını getirip dökebiliyor kirpiklerine. Ve yavaşça alıp götürüyor onu, süslü dünyanın kararmış simsiyah sokaklarına. Kaldırım taşlarının kırıldığı, toz toprak içindeki o yıkık kentin unutulmuş boş sokaklarına. Bir ağırlık çöküyor kişinin üzerine, sonrasında gözlerini yumuyor bu saçmalığa. Yavaşça bırakıyor kendini rahat yatağının kırmızı yastığının üzerine, salyalarını akıta akıta.


     Ve işte beni mahrum bırakıyorlar dünyalar tatlısı uykumdan ve ben de ona duyduğum özlemle saçma sapan duygu karmaşasının içine atıyorum kendimi, biraz daha emo bir ruh haline bırakıyorum yerimi, uykulu uykulu. Uykunun bıraktığı boşluk duvarlar örüyor etrafıma, uzaklaştırıyor beni güleç halimden.


     Duvarlar ya, zaten asıl sorun duvarlarda değil mi? İnşa ettiğimiz gökdelenlerin arasında yitirdiğimiz benliğimiz değil mi bizi elem denizinde acımadan boğan? Çok saçma aslında. Fark etmesek de yeni katlar ekliyoruz şirin görünümlü; fakat uçurumdan ibaret olan gökdelenlerimize.


     Aslında önyargı depremi gerek bizlere. Öngörü ile önyargının aynı halt olmadığını sokmak gerek bütün zihinlere, bütün sığ düşüncelere. Daha önyargılarımızı bile yıkamazken gökdelenlerin tuğlalarını nasıl kıpırdatırız yerinden, inan hiç bilmiyorum.


- Çok şey yapmak istiyorum. Sınırları aşıp orada çok farklı bir dünya oluşturmak istiyorum. Önyargıların kaybolduğu, en fazla 4 katlı binaların bulunduğu şirinli şekerli bir ütopya, mesela. -

                   
           Bu da Dubai'den. Dönme dolap misali dönme gökdelen.

6 yorum:

  1. Önyargıların kaybolduğu bir dünyayı ben de istiyorum! Hala çevremde yıkamadığım önyargılardan nefret ediyorum :/

    YanıtlaSil
  2. Aynen aynen. Ne kadar nefret etsem de arada düşebiliyorum ama ben de tuzağına. ( bkz. Warrior ehehe )

    YanıtlaSil
  3. Warrior süper ötesi bir film değil bu arada. Kaçırmayın, herkes izlesin diyemem. Sadece dövüş filmleri içinde üst basamaklarda yer almasını diliyorum :) Sen dedikten sonra daha dikkatli baktım. İzlemeyen biri için itici görünüyor, doğru aslında :))

    YanıtlaSil
  4. Evet bir iticiliği var; ama belki de bu önyargı yüzünden beğenebileceğim bir filmi kaçıracaktım. Aslında izlemedim de daha; ama izlerim belki. Afişe takılmadan ehehe.

    YanıtlaSil
  5. Blog yöneticileri olarak hepinizi böyle bir blog oluşturdugunuz için tebrik ediyorum ve ekonomik otel olarak başarılarınızın devamını diliyorum.

    YanıtlaSil
  6. Teşekkürler, spam olarak pek bir mutlu ettiniz.

    YanıtlaSil