14 Ağustos 2012 Salı

Özü Arayan Bir Kaşif

     Kelebeğe dönüşmeyi beklerken bir karışıklık sonucunda solucana dönüşmüş bir tırtılın saçma kaderini akıtmıştım avuçlarıma. Kuş gibi kanatlara sahipken uçmayı beceremeyen bir penguenin acizliğini yüklemiştim omuzlarıma. Köpeklerin siyah-beyaz dünyasındaki siyahlara bürünmüştüm umarsızca. Bir parçamı bırakmıştım karanlıkta, hortkuluk olmasa bile bendim o, bir ışık huzmesiyken gittikçe karanlıkta kaybolan...


     İlginç bir gündü o gün. Dışarıya baktığında insan "Bugün Tim Burton Mikail'e yardım etmiş olmalı." diyebilirdi içinden. Yağmurların ardından esen rüzgarın getirdiği gri tonlar saçılmıştı etrafa, birazcık kırmızılar eklenmişti bir de, bir parça da siyahlar. Bu şairane günün hayatımda bu kadar büyük bir yer edineceğini bilseydim, iki rekat istavroz çekerdim başlamadan. Derler ya hani, her şeye O'nun adıyla başlarım. Ben de başlasaydım belki bu şekilde bitirmezdim geceyi. Ne kadar yağmur yağarsa yağsın temizleyemezdi ruhumu artık. Şarkılar bir başkaydı benim için. Sözcükler yanıma uğramaya çekinir gibiydi. Her şey değişmişti. O gün. Hayatımın ilahisini dinlemiştim gözlerinde sönen hayat ışığında.


     Anlatması pek kolay değil. Sözcüklere ne kadar farklı anlamlar yükleyerek süslesem de cümleleri, yapılan şeyin pisliğini temizleyebilecek güzelliğe erişmeleri imkansız. Ve ne kadar vicdan azabı çekiyormuş gibi davransam da, o eşsiz gücü elde etmiş olmaktan heyecan duyduğumu gizleyemem. Ne kadar anlatsam da, anlayamazsınız. Çünkü bir an için de olsa tanrının varlığını yakalayacak gücü elde etmediniz hayatta. Gözünüzün içinde, kalbinizin derinliklerinde hissetmediniz onu. Dualarda yakalamaya çalıştığınız varlığını ben bir silahın ucunda yakaladım o gün.


     Babamın ölümünü kaldırmak çok zor olmuştu benim için. Tıpkı halter kaldırmaya çalışan karınca gibiydim o sıralar. Annemden kalan tek yadigardı o! Karanlıktayken önümü aydınlatan bir fenerdi, bütün güllerin toplandığı sakin bir bahçe. Her düşüşümde beni kaldıracak bir eldi o. Yalnızlığımın ortağı, hayatımın bağıydı. O yüzden, kimin yaptığını anladığımda kimse benden sakin olmamı bekleyemezdi. 


     Babamın babasından kalan silahı çantamın içine attım, üzerine de bir kitap, makyaj çantası ve birkaç ıvır zıvırı atarak kurşun gibi fırladım kapıdan. Yüzümü gören cehennemlik olduğumu anlayabilirdi o an. Belki yağmur durmam için bir mesajdı; ama yapamazdım. Kardeşin kardeşe yaptığı bu kalleşliğin seyrini çekemezdim gözlerime. Amcacım, sanırım bu sefer gerçekten sıçtın.


     Kapıyı çaldığımda yenge hanımlar karşıladı beni. Bütün mirasın yardımcı konucusu, şirketin yapımcı orospusu, okumuştu yarrrdakçı senaryosunu. Üzgünmüş numaraları, zaferinin heyecanını gizleyemiyordu suratından. "Birisiyle dertleşmeye çok ihtiyacım var." derken "Derdin olmaya geldim tatlım." gülüşü fırlatıyordum ona ama anlamıyordu aptal. Ayrıntılara çok gerek var mı bilmiyorum, ben de inanamamıştım o gün Azrail'in bu görevi bana bırakabileceğine. Tetiği çekene kadar, yapabileceğime bile inanmıyordum aslında. Bir anlık cinnetin kurbanı olarak cennetin biletini ellerimle yırtmıştım sanırım. 


     Yenge hanımın gözlerinden silinen hayat ışığının vücudunu terk etmesini izlerken garip bir şey oldu bana. Elle tutulur bir korkunun, dokunsan ağlayacak bir vahşetin içine bu kadar girmişken kendimi hiç olmadığım kadar özgür hissettim. Bir his geldi dokundu dudaklarıma, bir şey geçti gözlerimin önünden. Bir ürperti geldi üzerime. O'ydu bu! Elimi uzatsam dokunabilirdim sanki. Bir kurban verdim tanrıyı bulmak için. Uzun zamandır fark edememiştim, o buradaydı lan, bir dürtsem gelecekmiş yanıma demek. Ben dürterken öldürdüm belki; ama hissettim sonunda. O kadar canlıydı ki. O gün başladı bu Dexter hali. Ben bir katil değilim, olamam. Hayatın özünü arayan bir kaşifim sadece.


     Ruhumu bölerken tanrıyı buluyordum aslında. Her bölüşte yaklaşıyordum, çok az kaldı. Onu yakalayacaktım bir gün. Bir dahaki ölümde tanrıyı ellerimle tutacaktım.  O zamana kadar dikkatli olun, sıradaki kurbanım olmak istemezsiniz........

     - Psikopat bakış açısıyla yazmak eğlenceli be. ehehe. -



Yerim ya.

45 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı" kitabındaydı sanırım.Asıl katillerin inananlardan çıktığını söylüyordu bir cümlesinde..:))O tür katillerin ritüelleri çok özgün oluyor demek ki.:))

      Sil
    2. Mantıklı aslında. İnananlar inançlarını sapkın bir şekilde katillik işine adadıklarında farklı boyutlarda şeyler ortaya koyabilirler. Öldürme işini ulvi bir amaca döndürebilirler, kendilerince. Olabilir tabi, bilemem. ehehe. Dexter'ı izliyor musun, izledin mi bilmiyorum ama son sezondaki adam mesela. Bildiğin orijinal bir psikopat. ehehe.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Çok dizi seyretmem ama bir kaç bölümüne yakalanmıştım...ortak bir anımızda yeğenlerle izlemişliğim var o kadar..:))

      Sil
    2. Dexter'ı kesinlikle izle. Mütişşşş. ehehe.

      Sil
  3. seri katiller böyle olur hep zaten.
    bir dolu kutsal, ruhsal, entelektüel süslerle öldürürler.
    :)
    sosyo-psikopat olmak kolay değil.
    iyi bir eğitim gerektiriyor.
    öyle boş boş öldürmek olmaz.
    :)
    bi de en yakınlarımızı öldürmek isteriz zaten önce.
    :)
    allah bilir bu ilhamlar nerden geliyor sana.
    :)
    iyi ediyorlar çok.
    :)

    YanıtlaSil
  4. Zaten bazısı var, bildiğin filozof kesilmişler yahu. ehehe.
    Seri katil olabilmek için zeki olmak lazım zaten. Başka türlü seri hale geçmeden yakalanırsın......
    Bilmem, ilham perim biraz psikopat sanırım. ehehe.

    YanıtlaSil
  5. 18 yaşında bu kadar güzel yazmak da yetenek midir, çok hoş:)

    YanıtlaSil
  6. Ayyy, şu an pek bir mesut oldum yorumunla. ehehe. Teşekkürler Billur'cum.

    YanıtlaSil
  7. karanlık bir deneme olmuş ama pek güzel olmuş. Requiem for a dream seçimi de tam isabet. eline sağlık :)

    YanıtlaSil
  8. Hem karanlık hem psikopat oldu bu sefer, doğru. ehehe. Bir şey itiraf edeyim mi, o filmden sonra ben bu şarkıyı dinlerken ağlıyordum.... ahahaa, artık geçti ama etkilenmiştim baya. - Her ne kadar haber bültenlerinde kaşar etseler de güzelim müziği.... Neyse neyse. ehehe. -
    Serdarcan yine can kattın yazıya, teşekkürler yorumun için.

    YanıtlaSil
  9. evet biracık psikopatlık da var bak ben değil sen dedin bunu eheh :) sorma ya yıllardır bıkmadan usanmadan çaldılar. "kaşar ettiler" çok daha hoş oldu tabi :)) rica ederim üslubuna iyice alıştık artık. yadırgamadan daha keyifle okuyoruz :)

    YanıtlaSil
  10. Kendi kendimi ele verdim biraz sanırım "psikopatça" ehehe.
    Üslubumu yadırgama kısmını "Farklı ve çok hoş yazıyorsun, kendine has bir üslubun var." olarak algılayıp iltifat olarak kabul ediyorum. ehehe. Teşekkürler, okudukça o keyfi bana da aşılıyorsunuz efenimmm.. ehehe.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yadırgama kısmı çok eskide kaldı. belki ilk okuduğum zamanlardı. ve evet iltifat olarak alırsan sevinirim. tam da dediğin gibi "farklı ve çok hoş yazıyorsun". zaten aldığın yorumlar da bunun kanıtı. düzenli okuyan bir kitlen var ve genişliyor sanırım. bakalım zamanla nerelere taşıyacaksın bu işi merak ediyorum :)

      Sil
    2. Senin bu yorumun da "çok hoş yazdın" denilecek cinsten olmuş yahu. ehehe. Yadırgama kısmını atlattığımıza sevindim; çünkü senin yorumlarını seviyorum, şenlendiriyor blogumu. ehehe.
      Düzenli okuyan bir kitlem var mı, genişliyor muyum bilmem ama, senin gibi okuyanlar oldukça kişi sayısı adedi pek önemli değil. ehehe.
      Teşekkürler tekrardan Serdarcan.

      Sil
    3. şöyle söyleyeyim yazılarının yorum adedine bakıyorum ve bir standardın var ve onun altına düşmüyorsun. bu başarı çünkü bazı bloglar çok tıklansa da hiç yorum alamıyor. yorumlar candır eheh :) bazen yoğunluktan bakamıyorum ama mutlaka geri dönüyorum. okuyup yorum yapmadığım yazıların da var bir de :) ben de teşekkür ederim Beyzacan ahaha :D

      Sil
    4. Yorumlar candır tabi de, insanın ne kadar iyi yazdığını gösteren bir ölçüt olduğunu sanmıyorum. Mesela manyak yazan bloggerlar var; ama cidden çok iyi, bakınca yine de yorum sayıları çok yüksek sayılmaz. Ne bileyim, yine de her yorum bir tebessüm kaynağı, haklısın. ehehe.
      Olsun, okuman ve şimdi benim de okuduğunu bilmem yeterli. ehehe.
      İyi bir okursun, ilgi alanın dışındaki blogumu da okuman mutlu ediyor. Cansın. ehehe.

      Sil
    5. Doğru söyledin ama yorumların çoğu olumluysa iyi gidiyorsun veya işini iyi yapıyorsun denilebilir. kesin bir ölçüt olamaz zaten bu işin kesinliği de yok. subjektif her şey. yorum almak güzel oluyor ne olursa olsun hehe.
      aslında tam ilgi alanımın dışında diyemeyiz. öykü yazma girişimlerim olmuştu eskiden, okumayı da severim e daha ne olun eheh :) teşekkür ettim sen de cansın. sohbetin de çok keyifli :)

      Sil
    6. Okunduğunu bilmek ve bunun sonucunda yorum almak doğru her türlü güzel. ehehe. Ama kesinlik oluşturmuyor, haklısın yahu.
      E zaten aslında parodilerin de bir nevi öykü sayılabilir. Doğru yaa, bu arada bayadır film parodileri yapmıyorsun. Özlendi yahu. ehehe. Ayrıca, onlardan aldığım izlenime göre öykü girişimlerini geliştirsen baya iyi şeyler de çıkarmış, çıkar da hala.
      Seninki de öyle. ehehe.

      Sil
    7. evet parodiler de bir nevi öyle. varolan bir filmi yeniden esprili bir şekilde kurgulamak.. Jurassic Park var elimde sonunu yazamıyorum bitirirsem paylaşacağım. var bir kaç proje olacak inşallah eheh. blogdan vakit aayırabilsem denerim ama nerdee :)

      Bu arada böyle devam dersek senin bir yazıya aldığın yorum rekorunu kıracağız nedersin ? ahahha :D

      Sil
    8. Aaaa, merak ettim bak. Espritüelliğinle parodilerinin içinde kahkahalara boğulalım Serdarcan. ehehe.
      Olur elbet vakit, belli olmaz.

      ahahahaaa, evet biraz uçmuşuz sanırım.

      Sil
    9. bitireceğim inşallah :) o kadar komik yazabilsem keşke beyza eheh. uçtuk uçmaya da devam ediyoruz. iyi bayramlar bu arada :)

      Sil
    10. Yazarsın yahu, Maymunlar Cehennemi, Terminatör.... komiklerdi bence. ehehe.
      Hazerfen Ahmet Çelebi'nin yolunu takip edenlerdeniz biz! Teşekkürler, sana da iyi bayramlar. ehehe.

      Sil
    11. teşekkür ettim :) yorumlarda gördüm tebrik ederim mühendis hanım ;)

      Sil
    12. Teşekkür ederim Serdar bey. ehehe.

      Sil
    13. rica ederim :) ve sohbetin sonu :P

      Sil
    14. Aynen, her şey buraya kadarmış...... ehehe.

      Sil
  11. yihehehe. - bu da psikopat gülüş. -

    YanıtlaSil
  12. Ne güzel yazıyorsun öyle , senin daha önceki yazılarından hiçbir ana fikir çıkaramıyordum du senin gibi güleyim ehehhe :)
    önce bi ehehehe ettiriyor yazı sonra at gibi düşündürttürüyor(ımmmmm) sonrada vay be..
    Etkileyici bir tarzın var Dişi :d
    dişi mii piii hiç olmadı ki :D

    YanıtlaSil
  13. Doğrudur, bir ana fikrin çevresinde dolanan yazılar yazmam genellikle. ehehe.
    Teşekkürler yahu, ne güzel yazmışsın, sırıttım. ehehe.

    YanıtlaSil
  14. beyzacım
    yazdın da benmi bilmiyorum kaçırdım mı sınav noldu neresi oldu ay çatlıyorum resmen yazmıyosunuz bi türlü:(

    YanıtlaSil
  15. ahahahaaa, yok yazmadım zaten dün akşam belli oldu. Karşında bir Endüstri Mühendisi duruyor artık. Doğuş Üniversitesi İngilizce %50 burslu.
    Ayy yaaa, sorduğun için, düşünceliliğin için ayrıca teşekkür ederim. ehehe.

    YanıtlaSil
  16. evet bekliyodum sölemeni.
    :)
    doğuş yarı burslu ve endüstri.
    çok iyi.
    endüstri çok çok iyi bölüm.
    eh bitirince çok şey olabilirsin.
    iş alanı çok geniş.
    :)
    beiza-the industrial worderer.
    :)

    YanıtlaSil
  17. Endüstri iyi, İngilizce olması çok iyi; ama okul konusunu bilemiyorum.... ehehe.
    Bakalım, ne olacak bu mazbut şahsımdan? ehehe.
    Yeah the man's deep. Tenks.

    YanıtlaSil
  18. Kutladığımın sayısı çoğaldıkça mutlu oluyorum blogcanların içinde...seni de içtenlikle kutluyorum canım:))Bayramın ağız tadıyla geçecek böylece...ne mutlu sana ailenin gurur kaynağı olmuşsun:))

    YanıtlaSil
  19. Teşekkürler deli kız. ehehe.
    Gurur kaynağı olmadım da, en azından artık kafam rahat. ehehe. Seninde bayramın kutlu ve mutlu olsun. İyi bayramlar.

    YanıtlaSil
  20. woman beyza cım gırl değil..:))

    YanıtlaSil
  21. canııımm
    tebrikler süper süper ötesi.Endüstri mühendisi çok arkadaşım vardı şimdi hepsi çok iyi yerlerde:)çok sevindim ve bence sana yakıştı ama yazmayı sakın asla bırakma olur mu.

    YanıtlaSil
  22. Teşekkürler Milena'cım, bakalım nasıl olacak? ehehe.
    He bir de, ben yazmayı bırakmam zaten; ama bu ince düşüncenden dolayı tekrardan teşekkürler. Sırıttım.
    - Bol teşekkürlü bir yorum oldu sanırım. ehehe. -

    YanıtlaSil