elit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2012 Cuma

Hüplettiğimiz Tebessüm Dolu Cümleler

     Biz batıl inançlarla büyüyen bir nesiliz. Öyle " Ben değilim, ay ne saçma. " havalarına girip de beni deli etme sakın!  Sen de maruz kalmışsındır elbet " Bu mesajı 34236 kişiye yollamazsan gece yarısından önce götünü pireler kovalayacaaak! " türevi mesajlara. Belki sen de atmışsındır. Hatta içinde bir yerlerde bu mesajların gerçeklik payına ciddi ciddi inanmışsındır. İnkar etme, ergenliğe girdin diye silme bu minik anıları zihninden. Sen hep o mesajlara inanan küçük çocuk olarak kalacaksın ve öyle geçeceksin tarihin gizli kalmış sayfalarına. Altın harflerle olmasa da metal harflerle yazılacaksın özenle. Her harfini hattat sanatçısı yazacak hatta. Hoş bir ambiyans içinde anılacaksın " Batıl inançlı olduğunun farkında olmayan batıl inançlı çocuk " olarak.


     Bir de bu batıl inanç olayı yaş ilerledikçe batıcıl inanca dönüşüyor. Namık Kemal'in aşırı batılılaşmayı eleştirdiği günlerden bugüne bu olgu halihazırda aynı yerinde pinekliyor. Ama ondan da bahsetmeyeceğim şimdi. Zaten öncesinde bir iki laf cambazlığı yapmıştım hakkında. Eğer ki merak edersen buyur canım ciğerim, senden mi esirgeyeceğim? - Eliptik Elit -


     Hatırlarım geçenlerde saçmalamaktan körkütük sarhoş olmuştum. Cidden hee bir şey almadığım halde çakır-keyif-teyf bir halde dolanıyordum ortalıklarda. Birazcık da salaklaşmıştım belki; ama hayat öyle daha güzel lan. Böyle böyle kelebekler sarmıştı kelimelerimin etrafını, konuşuyordum da konuşuyordum. Saçmalıyordum da saçmalıyordum. Fakat saçmalamanın da bir mantığını oturtmuştum, arkadaş " Bugün sende bir şeyler var ama, hadi bakalım. " diyordu ben de mal mal gülüyordum. Ama cidden bir şeyim yoktu, sadece o gün benim için garip bir gündü. Gereksiz bir mutluluk da saçmalığımın yanına kıvrılmıştı, ısıtıyorlardı birbirlerini. Güzeldi be ama şimdi de. Hatta o günü şöyle minimalize edersek: Dengesizliğimde bir denge kurmuşumdur. Adeta ipin üzerinde yürüyoruz dengesizliğim ve ben. - Neyse işte bu da bir anımdı öyle. Ama ben bugün bundan da bahsetmek istemiyorum. Zaten neyden bahsedeceğimi bulana kadar paragraflar dolacak naçiz blog sayfama ve sizler de okumaktan vazgeçip bir siktiri çekeceksiniz belki de bu yazıma. Şaka yapıyorum hee öyle bir düşüncen varsa bırak at kenara onu. O çok pislik bir düşünce, fikriyatı bile hoş değil. Hiç yakıştıramadım sana.


     Son paragrafa geçmiş bulunmaktayım, bak rahat ol sakinleş. Buraya kadar gelmişsen eğer kökle gazı devamını da getirirsin. Zaten derler ya hani, " Bir işe başlamak bitirmenin yarısıdır. " Katılmasam da katılıyor ayağına yatıyorum ve şimdi sen yarısını aşmış bir insan olarak burdan sonra okumayı bırakma ve bırak kelimeler aksın gitsin seninle beraber. Bu son paragrafla birlikte birbirimize sonsuzlukta kenetlenelim. Bir sonumuz olduğunun bilinciyle sonuna kadar kökleyelim gazı bu hayatın bize sunmuş olduklarını sonuna kadar sömürelim. Ve karşısına geçip " ehehe mehehe lan " diyelim ve daha da bir hoş olsun günlerimiz. Birlikteyiz ya sonuçta, bize kimse bir şeyler yapamaz. Gel beraber atlayalım bu kelime otobüsüne. Uçsuz bucaksız bir yolculuğa çıkalım, etrafımızı kitaptan sayfalar sarsın. Hatta bu kitap bizim kitabımız olsun. İçinde mutluluk hikayeleri, anı niyetine hüplettiğimiz tebessüm dolu cümlecikler. Sonrasında hikayenin sonunda... Sonunu getirmeyelim ya şimdiden. Anın tadını çıkaralım biz, gerisini başkaları tamamlar zaten. 


     
 Bu da ımmm çim biçme makinesi görünümünde bir karavan işte.
Sadece Bir Tık ile Devamı Ekranınızda Tatatam! »

9 Eylül 2011 Cuma

Eliptik Elit

     Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci tahtalı köyde kendilerine aşiret kurdular belki, fakat bu eski - yeni tartışmaları günümüzde dahi hiç bitmemiştir, bitmeyecektir. Tamam şimdiki tartışmaların sebebi kafiye düzeninden uzak olsa da ben onlara atıfta bulunuyorum kendi çapımda, sen kurcalama eheheheehe.


     Bahsettiğim yazarların zamanlarının da çok ötesinden beri bir Batı hayranlığı var milletimiz üzerinde. Bazen hayranlıktan da öte bir forma bürünüp, kendi milletini yermeye kadar trajikomik bir yolda ilerleyebiliyor bile. Tamam, Osmanlı'nın dağılma sebeplerinin önemli taşlarından biri de kendini Batı'dan üstün gördüğü için gelişmeleri takip etmemekti. Fakat Batı'ya da bu denli aşık olunmaz ki canım! Seni yapmacık eliptik elit seni ehehehe. - Keşke X ülkesinde doğsaydım. - diyen kişi ve kuruma tomarlar dolusu küfür etmek yerine, sen salak mısın? demekle yetiniyorum. Sabırlıyım sanırım ehehehe. Yaşadığımız toprakların geçmiş asırlarda tarih sahnesinin en önemli parçası olduğunu bilmiyorlar mı bunlar? Ne kadar fazla ülkenin hala gözünün kenarıyla buraları süzdüğünün farkında değil misiniz? Kurtarmak için bir şeyler yapılması gerekirken, nedir bu koyvermişlik? Koyup mu vermişler size bekaretinizi anlamıyorum ki ben. Neyse sakinim.


     Böyle konuşuyorum diye beni Batı düşmanı sanmayın canlarım. Ben de isterim bir İtalya'ya gitmek falan. Ama yaşadığım topraklara da oturduğum yerden dışkı fırlatıp, çiş, popooo demem ki. Ben sadece ülkesini yerip kenarlara fırlatan o karakterciklere gıcığım. Ülkeyi satanlara da gıcığımdır. Ben çok gıcığımdır ehehehehe. Bir tarih profesörü değilim - zaten yaşımın vermiş olduğu mahmurlukla kimpasıbıl - fakat ben bile araştırınca görebiliyorum kendi tarihimiz bile eksik, bilmemizin istendiği kadarıyla sunuluyor bize. Bazen filmi izlemiyoruz da sırf fragmanla yetiniyoruz yane.


     Uykum da geldi benim. Klavyeye o kadar söyledim bu sırada tık sesleri yerine yavaş bir şarkıyla süsle blogumu diye ama dinlemiyor ki kereta beni. Uykum vaaar. Sersemlemiş haldeyim. Sanırım biraz kestirmek en iyisi. Uyku sünneti gerek dfgas. - İğrençti lan! Kardeşim sünnet oldu da oradan geldi bu iğrenç espri. Her anlamda iğrenç. Fıyaak. - Öptüm sizi. İyi ninnilemelerlelele.
Sadece Bir Tık ile Devamı Ekranınızda Tatatam! »

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Döl İsrafı Yapmayın Lan Yazıktır

     Nasıl bir gecede, nasıl bir orgazm sonucu, nasıl bir yumurta ile nasıl bir sperm bir araya gelmiş de böyle bir karakterciği meydana getirmiş diye düşündüğünüz olmuştur sizin de. İnsan demeye dilim değil klavyem bile varmıyor, karakter olmayı zaten kalıbı almıyor o yüzden karaktercik diyorum. Fakat bu yazı belirli bir formdaki bir canlıya değil, öyle sevmediğim profilde olan bütün karakterlere atıf olsun. Belki bir nevi bazılarınızın içinde kalmış öfkeyi de dışarı atıyorumdur, eğer öyleyse ne mutlu bana, ne mutlu bu klavyeye, ne mutlu bu saçmalayan naçizane kelimelerime.


     Elitliği küfür etmemekle ölçüyor iseniz ben yokum canciğer kuzu sarmalarım. Döl israfları ile karşılaştığımda ağzımdan süpersonik bir hızla çıkabilir argotonik şeyler. Bir bakarsın araba yarışına katılmış, birinciyi de geçmiş, hızıyla görenleri kendine hayran bırakmıştır bu argotonik fasafosik fosilistik sözcüklerim. Amaaa asıl küfür ettiğini belli edenden korkmayacaksın, yakınında olup sana küfürden beterini yapandan korkacaksın. Yane bu şerefinin cenazesi kalkmış karakter yosmaları korkutmalı adamı ya da kadını ya da çocuğu. Her ne şekilde olursan ol yine de kork. ( what the fuck? ) Burada ebeveyn olmanın da zorlukları göze değil direkt olarak irise çarpıyor. Şekil A'nın üçüncü tüzüğüne göre buradaki şematik durum bize bu konuda açıklık getiriyor. Ve diyor ki küfür edeceksen et ama abartma, her şey dozunda.


     Her şeyin israfı yazıktır be, döl israfı yapmak da elbette ki yazıktır. Tuğba Ekinci aslında Kondom isimli parçasında bunu anlatmaya çalışır sizlere. " Herkese kondom " derken siz sapık anlamıştınız dimi? Fesatsınız olum! Orada kadın çok ulvi bir konu hakkında bilgi veriyor aslında. Ama sizlerin hatası değil be döl kaynakları. Fakat ileride küfür yemek istemiyorsanız önceden iyi düşünerek almalısınız bazı şeylerin kararlarını. Dünyadaki orospu çocuklarını silme operasyonuna başlayın. Haydi öptüm sizi, güveniyorum sizlere.


Yuh ya gerçek değildir herhalde. Ya da Shrek'in insan versiyonu bu el. Evet evet.
Sadece Bir Tık ile Devamı Ekranınızda Tatatam! »